31 Ağustos 2015 Pazartesi

ÇOĞALIYORUZ

Açacak yardımıyla beli bükülmüş yedi adet bira kapağı çöp kutusuna atılmayı bekliyor. Bir dergide görmüştüm sanırım; yüzlerce bira kapağı, yeni dökülmüş beton zemin üstüne monte edilerek değerlendirildiğini... Sıradan kapaklar bile "doğru ellerde" sanatsal bir objeye dönüşebiliyor.

Kanepedeyim. Son bira olduğu için ekonomik yudumlarla içiyorum. İşsizliğin bana verdiği boş zaman diliminde salak salak düşünceler geliyor aklıma. Mesela neden yaşıyoruz? Amaç ne? Sonra etrafımdaki insanları düşünüyorum; onlar neden yaşıyor? Hamdi abi, Servet dayım, Hüsnü ilk aklıma gelenler. Hepsinin zengin olmak gibi bir derdi var. Onlar zengin olmak için yaşıyorlar. Peki ben? Ben neden yaşıyorum? Bira tüketmek için mi? İçinden çıkamayacağım bu soruya net bir cevap bulamayacağımı biliyorum. Benim derdim bulmak değil zaten; aramak. Ararken kaybolmak. Ayrıca bira içmek için para, para için de çalışılması çok saçma. Bence o kadar vergi alan belediyenin her eve ücretsiz bira musluğu takması gerekir.

Herkes özel olmak istiyor. İstisnasız. Ben onların bu isteklerine cani gönülden dualar ediyor ve gerçekleşmesi için bekliyorum. Çünkü onlar bunu başarır da özel kişiler olurlarsa sıradan olmak çok özel bir durum olacak. Düşünsenize dünyada sadece bir dilenci olduğunu... Birçok insan size para vermenin ne kadar özel olduğu duygusuna kapılmaz mı? Boy boy selfiler çekilip sosyal medyada paylaşmaz mı? Önünüzde kuyruklar oluşmaz mı?

Al buraya yazıyorum, hepsi olur. Kaldırın tüm dünyadaki dilencileri, koyun beni Eminönü meydanına, deneyelim. Günde dört saatten fazla çalışmamak, topladığım paraları da maaş olarak almak kaydıyla sosyal kobay olmaya razıyım.



Kimse halinden memnun değil. Herkes özel olma, değerli olma peşinde. Boş şeyler bunlar. Geçiniz. Sen zaten özelsin. Yedi milyar insan içinde teksin. Daha ne olsun? Bunu bilmeyen biri olarak duaların kabul olur mu sanıyorsun? İstediğin gibi biri olsan mutlu olacağını mı düşünüyorsun? Sen önce farkındalığını artır.


Bu manyakların evlenip “Bizden olmadı bari çocuğumuz özel olsun” diye çocuk yapanları var bir de. E yazık değil mi o çocuklara? O garipler de “hayır” diyemedikleri için bir türlü kendileri olamıyor. Nasıl olsun ki? E hal böyle olunca onlar da büyüyor, sıkılıyor, evleniyor çocuk yapıyorlar. Bizden olmadı bari bundan olsun. Lan zaten sen de o niyetle yapılmadın mı? Senden oldu mu ki ondan olsun? Bu kısır döngü sürüp gittikçe çoğalıyoruz, kendi olamayan ve olmasına izin verilmeyenler olarak.


Ağustos 2015

Uğur Mıstaçoğlu

1 yorum:

Yorumsuz kalmayınız...