30 Mayıs 2015 Cumartesi

YETERSİZ BAKİYE!


Fark edilmesi bizim ona hangi gözle baktığınızla bağlantılı, iç burkan, yürek kakan detaylarla dolu hayat.  Misal bağır çağır siren sesiyle önümden geçen ambulansın ön koltuğunda hüngür foşurt ağlayan teyze var. Düşünüyorum ister istemez o gözyaşlarını kimin için akıttığını. İlk olarak eşi; bilmem kaç yıllık hayat arkadaşı olabileceğini aklıma geliyor. Sonraki ihtimalleri düşünemeden gelen otobüse biniyor, sağdan üçüncü koltuğun koridor tarafına oturuyorum. Cam kenarında gözlüklü genç bir kız oturuyor. Elinde kalem, ders notlarına gözden geçirmekle meşgul... Otobüs hareket ediyor. Camdan dışarı bakıyorum ister istemez. Herkes bir taraflara koşturuyor. Sırtında çocuğu olan, basma entarili kadın hariç. O çöp konteynırı karıştırmakla meşgul. Otobüs şoförü, o görüntüyü yok etmeye çalışırcasına basıyor gaza. Yol açık. Bir sonraki duraktan birkaç kişi daha biniyor. Son binen altmış yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir amca. Ceplerini karıştırıyor. Üstünde hayli eski bir ceket. Hafiften terlemiş. Sol elinde sıkı sıkıya tuttuğu şeffaf bir poşet, poşetin içinde iki adet çikolatalı gofret; en ucuzundan. Muhtemelen torunlarını ziyarete gidiyor. Nihayet akbilini buldu. Bastı.
Tüm otobüsün duyacağı mekanik bir ses kulağımızda çınladı: “Yetersiz bakiye!” Bunu hiç beklemiyormuş gibi telaş içerisinde tekrar denedi: “Yetersiz bakiye!” Çaresiz bakışı içimi burktu. Yerimden hızla kalkıp yanına gittim. Kendi akbilimi basıp içeri buyur ettim, beden dilimle. Elini cebine atıp bozuk paralardan iki lirayı denkleştirmeye çalışırken kulağına eğilip “Gerek yok,” dedim. İtiraz etmesine izin vermemek için arka tarafa doğru hızla ilerledim. 
Hayatta bir canı, bir ceketi ve dedesini bekleyen torunlarından başka bir şeyi yoktu belki de… Bir de onun yerine akbil basan ve emekli maaşa bilumum küfürler eden bir yabancısı.

Mayıs 2015

Uğur Mıstaçoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumsuz kalmayınız...