23 Ekim 2014 Perşembe

YANİ

Bazen, (Her zaman değil) bazı insanların, (Herkesin değil) “Bunu da kim çağırdı?” cümlesindeki “Bu” gibi hissediyorum kendimi. Yok, kimse yüzüme böyle bir şey demiyor, o değil dediğim; benim ki alınganlık. Yani, ben öyle hissediyorum. Neden bilmiyorum. 
Biten bir ilişkinin ardından (henüz tam olarak eskimemiş de olsa) ‘Eski Sevgili’ sıfatlı sevgilinin sizin ardınızdan “O”nunla ilişkimiz… diye başlayan cümleleri vardır bir de… Allah Allah “O” mu olduk şimdi? Sensin “O” (Ve hayır "O" derken bir şey ima etmiyorum). Aslında hiç de kötü biri değilimdir hani. Hatta Sedat Abi var bizim mahalleden, o şey demişti bir keresinde… “Sempatik birisin.” demişti. Kasap masap anlıyor adam. Sadece "Bu" gibi hissetsem… Evet, bununla bitmiyor, -o bazı insanlardan olan- diğeri de “Ne biliyim amına koyiim!” diyor “Kendi gelmiş.” Bak bak. Yok, kulağımla duymuş değilim de öyle bakıyorlar sanki. Hem “Bu”nun bir adı yok mu arkadaşım? “Bu” ne? Neyse işte… Böyle boktan bir durum… Böyle hissetmek canımı sıkıyor tabii. Ben de onlara bakıyorum dik dik “Kim çağırdı ulan beni buraya?” dercesine. Aslında “Bu,” hatta “O,” deyip geçmeyeceksin "O" (Ya da Bu -yani benim- gibiler) kaç yılda yetişiyor haberiniz var mı sizin? Ayrıca ben değersiz biri de sayılmam bence. Bazıları (Herkes değil) değer bilmiyor hep bu. Öyle yani…

Ekim 2014

Uğur Mıstaçoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumsuz kalmayınız...