24 Eylül 2014 Çarşamba

ALLAH’IN İŞİNE KARIŞILMAZ

Yakama yapışmış silkeliyordu. “Yahu, tamam, sözümü geri aldım.” dedim. Dinlemiyor ki. Bağrınıyor çığlık çığlığa. “Teyzecim, gömleğim buruşu…” “Teyze deme bana”  Yav, tamam tey... Pardon, ablacığım! Bi sakin ol. Bak rezil oluyoruz etrafa; herkes bize bakıyor.” “Abla deme bana.” “Demem.” Yakamı kurtaramıyordum. “Onu, o lafı etmeden önce düşünecektin.”  “Düşünemedim işte.” Çatmıştım. Görüntüsünden pek belli olmasa da muhtemelen deliydi. Akıllının benle işi ne? “Zamane gençleri böyle işte...” diye devam etti. “Hepiniz ateistsiniz.” Konuyu buraya getirdiğine inanamıyordum. Etrafımız gitgide kalabalıklaşmaya başlamıştı. “Teyze” ve “Abla” diyemediğim kadının bana taktığı “Ateist” sıfatı kısa sürede üstüme yapışmıştı. Kalabalığın tiksinç bakışları üzerimde geziniyordu. Bir yandan yaşlı kadıncağızdan yakamı kurtarmaya çabalarken, diğer yandan bu işten nasıl sıyrılacağımı düşünüyordum. Kalabalığı yaran bir adam, “Ne oluyor?” diye sorunca, grubun içinden bir yeniyetme… “Şu abi” dedi. (Parmağıyla beni göstererek) "Ateistmiş de." Haydaaaa! Hâlâ eli yakamda olan kadını nasıl ittiysem, tutmaya çalışan genç kızla birlikte yere kapaklandı. Kalabalığın içinden; yukarıdan bakanlara, acıyarak bakanlara, bir kaşık suda boğmak istercesine bakanlara doğru döndüm  “Ne ateisti be?” dedim. “Ne ateisti?”  
Ben yaşlarda (on dokuz) Pissakallı biri yakama yapışıp “El hareketi yapma” dedi.  İndirdim elimi. (Ne zaman kaldırmışsam) “Yapmam.” diyebildim. İş iyice boka sarıyordu. “Annen yaşındaki kadını itmeye utanmıyor musun?” dedi. Utanıyorum ama...  Sertçe ittirdi, it oğlu it. Dengemi zor topladım. “Teyze” ve “Abla” sıfatlarını reddeden kadın dikeldi. Üstüme üstüme yürümeye başladı. “Teyzecim, dur, yapma” dedi az önce üstüne düştüğü kız. “Teyze deme bana.”  Teyze de ittirdi. Korkmaya başlamıştım. “Ne ittirip duruyorsun ya!” (Çok tiz çıkmıştı sesim.) Gene düşmedim. Omzumda bir el hissedince, elin sahibine doğru döndüm. Otuz yaşlarında, uzun saçlı, siyah tişörtlü bir abi… Tanımıyorum. Elimi omzuma dolayıp gür sesiyle... “Ateistse ateist! Ne olmuş? Ben de ateistim.” dedi. Hadi buyur! “Ben ateist değilim ki.” (Çıkan ses bana ait olamayacak kadar tizdi.) Eliyle omzumu sıktı “Korkma.” dedi. “Bu ülkede inanç özgürlüğü var. “ Hangi ülkeden bahsettiğini bilmiyordum, tek bildiğim ateist olmadığımdı. Yaşlı kadın, “Ben dememiş miydim tüm gençler ateist diye? Buyur işte” dedi. Buyurduk zaten. Asker tıraşlı biri “Allahsızlar” diye bağırıp üstümüze yürüyünce ortalık iyice karıştı. Efendi gibi dayak yemekten başka yapacak bir şey yoktu. Birkaç tekme tokat derken polisler geldi. Polise, “Ne itiyorsun ya.” dedim (Hay ben bu sesin!)  “Sarılma” dedi. (Sevinçten polise sarılmışım). Hep birlikte karakola götürüldük. Herkes tek tek sorgulandı. Olayın kahramanları olarak (yaşlı kadınla beni) bir araya getiren polis bana döndü ve “Anlat bakalım ateist” dedi. “Ben ateist değilim” dedim.  “Siyah tişörtlü abi ateist.” Madem ateistim diye bağrınıyordu, çeksindi cezasını. Bana ne. “Yolda yürüyordum, bu teyze hapşırınca...” Teyze deme bana diye hırladı gene. “Demem.” dedim.  Polis “Eee, sonra?” dedi. “Çok yaşa.” dedim. “Sonra?” “Allah’ın işine ne karışıyorsun sen? diye yapıştı yakama… Sonra da kalabalık toplandı. Polis, yaşlı kadına döndü, “Öyle mi teyze? “Öyle oldu. Bana teyze deme.”

Yaşlı kadın orada kaldı, biz çıktık. Kalabalık grup karakolun önünde benden özür dileyince hepsini affettim. (Sesim normale dönmüştü). Onlar bir tarafa, ateist abi ile ben bitarafa yöneldik.  Bir süre yürüdük sessizce. Ateist Abi, elini omzuma attı, “Bak, böyle olmaz.” dedi. “Ateistsen atesitim diyeceksin. 

Öyle kalabalığı, polisi görünce tırsmayacaksın. Anladın mı?” Çaresiz kafamı salladım. “Ben buradan karşıya geçeceğim.” dedim. “Her şey için teşekkür ederim. Görüşürüz.”  Gözlerini kıstı, yavaşça ağzını açtı, üst üste üç kere hapşırdıktan sonra, “Ne demek,” dedi. “biz seninle aynı saftayız.”

Az kalsın çok yaşa diyecektim, zor tuttum kendimi.

Eylül 2014

Uğur Mıstaçoğlu



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumsuz kalmayınız...