26 Ağustos 2014 Salı

Hadi Buyur!

Tereciye, “Tereci kardeş, en iyi tere nerede bulunur?” diye sorulur mu hiç? Bizim Yasin sorar. İş sebebiyle Frankfurt’taydık. Karnımız acıkmıştı. Birkaç sokağa girip şöyle bir bakındık. Birçok restaurant’ın önünden geçtik. Ne yiyeceğimizi bilmediğimizden olabilir, bir türlü bizi mıknatıslayan bir mekân bulamadık. İyice yorulmuştuk. Rastgele bir yere girelim diye söylenmeye başlamıştık ki gözümüze bir dönerci ilişti. Yanaştık. Göz ucuyla döneri kesiyorum, bakarak anlayabilme kabiliyetine sahipmişim gibi. Kapı ağzında kara yağız genci görünce “Selamın aleyküm.” dedim. “Aleyküm selam abi.” dedi Kara Yağız. Sonra Yasin önüme geçip o salak soruyu sordu: “Burada iyi döner yiyebileceğimiz bir yer biliyor musun? Yuh! Dönerciye girip buralarda iyi bir dönerci olup olmadığını sormak dâhiyane bir fikirdi doğrusu.
İki ihtimal vardı: Ya, Kara Yağız, “Siz benle dalga mı geçiyorsunuz ulan?” diye döner bıçağını kaptığı gibi götümüzü kesecek; ya da, “Bu da soru mu?” diye alttan alacak, “Biz varız abicim.” diyecekti. Sonra da bizi içeri buyur edecek, “Dürüm mü olsun, pilav üstü mü?” diye soracaktı. Açıkçası ben, ikinci ihtimalin olacağını düşünüyordum. Ama ne olur olmaz diye düşünüp, birkaç adım geriledim. Yasin’le arkadaşlığımı gözden geçirsem iyi olacaktı. Kara Yağız kapıdan çıkıp soldan ikinci sokağa sapın, oradan da ilk sağa diye tarife başlamasın mı? Ne oluyor ulan? Sen ne biçim dönercisin? Tarif esnasında, Kara Yağız’ın mimiklerine dikkatlice baktım. Bir ölü kadar mimiksiz bir ifadeyle yaptığı tariften dalga geçip geçmediğini anlayamadım. Kafa bulduğu anlaşılmasın diye mimiklerini aldırmış olmalıydı. Yasin’in teşekkür edip tarife doğru ilerlediğini görünce takıldım peşine. “Oğlum Yasin,” dedim. “Bu nasıl bir iş lan? Böyle bir şey olabilir mi?” Yasin gayet sakin, “Göreceğiz” dedi. İkinci sol, ilk sağ derken bir de ne görelim… Hakikaten de orada bir dönerci var. Kaba ve sakallı bir tip karşıladı bizi. Yasin, “Sizin döneriniz iyiymiş.” diye daldı içeri.  “Öyledir abi.” dedi Kabasakal. Göğsü kabarmıştı. Yasin, “Şu ilerde bir dönerci var,” diye devam etti. “Ona sorduk, sizi tarif etti. “Biliyorum o dönerciyi,” dedi Kabasakal. “Bu bölgede toplam beş dönerci var, hepsi benim olur. O pezevenk niye buraya gönderdi ki sizi?” Ha orada yemişiniz, ha burada; ikisi de aynı.”


Ağustos 2013

Uğur Mıstaçoğlu

1 yorum:

  1. Emeğineze sağlık harika yazı olmuş.

    YanıtlaSil

Yorumsuz kalmayınız...